Artık senede 1, belki 2 blog yazdığım zamanlardayım biir süredir.
22'den beri kendimi hiç eskisi kadar genç* hissetmediğim bir üzüntüdeyim.
Büyüyorum.
5 sene önce yulafa saman olarak bakarken, şimdi haftada en az 1 kere yemeye çalışıyorum.
Yeşilçay içiyorum, milkshakeler içmek varken.
Öneliklerimi değiştiriyorum, yürüyüş yapmak normalde anlamsız gelirken her adımımı belirli tempoya tutturuyorum.
Normal*leşiyorum, normal çizgim bile farklıyken.
-Just for now-
-biliyorum, kişisel gelişim kitabından fırlamış gibi duracak ama, ben son senelerde en çok kendime şefkat gösterebilmeyi öğrendim. Yeri geldi kendime acıdım, yeri geldi kendime sarıldım*
11 Aralık 2019 Çarşamba
30 Nisan 2019 Salı
Re-again
HIMYM..
Kaç kez izledim, kaç kez 9 sezonu yeniden bitirdim sayamadım.Baş karakterlerle o kadar bağ kurdum ki onların ölebileceğini bile düşünmedim çok uzunca bir süre. Bir gün Mac Laren's'ta buluşma ümidi kurdum, sonra stüdyo olduğunu öğrenip hayalimi yıktım.
O genç, enerjik, umutsuz, heyecanlı; yani hayatın her anında olabilecekleri hallerini yansıttıkları yüzleri artık yok. Kaz ayakları oluşmuş, saçları beyazlamış, sakalları beyazlamış.. Nerdeyse Ted amca diyeceğin yaşa gelmişler.
Ama onların dizideki o hallerini görüyorsun ya yeniden, sanki hep 2012’deymişsin gibi, üstünden 7 yıl geçmemiş gibi. Allyson Hannigan’ın 2 çocuğu yokmuş gibi. Barney’in kocasıyla olan bir fotoğrafın yüzündeki kırışıklıklar hiç oluşmamış gibi.
Evet korkuyorum şu sıra, boşluğum*dandır belki endişem. Yerine dolduracak bir düşünce bulamadığımdan henüz..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

