28 Eylül 2013 Cumartesi

Anlamak


"Anlıyorum" kadar güzel bi kelime daha var mı şu hayatta? İnsanoğlu hep bunun üzerine mi yoğunlaşmıştır acaba tarihi boyunca? Gerçekten düşününce, gerçekten içten diyince anlamak/anlaşılır olmak ne kadar iyi geliyo dimi insana? Ama iletişememek, algılanamamak. Veya sürekli yanlış anlaşılmak. İnsan anlaşılmayınca da çok yoruluyo be arkadaş. Hakkaten yoruluyo çünkü sürekli bi çırpınış hali oluyo. Ha bi de susmak var. Artık anlaşılamayınca susmak bu. İşte insanın son çırpınışları da bitince oraya çıkan durum oluyo bu.  





Ve benim şu cümlelerim hep yarım sen de farkıda mısın? Ben farkındayım ama nedenini bulamamaktayım. Ben de yanlış anlaşılmaktan mı korkuyorum acaba?

22 Eylül 2013 Pazar

İnsan -

Cam kenarında bi yolculuk hayat. Bazen cam kenarı kadar yalnız olmak. 

Peki ama şu kısa yolculukta neden bu kadar net konuşur insan? Neden her şeyin güvencesi var gibi davranır? Bu dostluklar, arkadaşlıklar. Bu aşklar. Nerden bilebilir insan her daim sürceğini. Ama aldanır dimi, geniş düşünemez çünkü insan. Her şey kalıcıymış gibi gelir. Ama bi kere başına geldi mi o zaman yanar işte ağzı. Hani derler ya "bir musibet bin nasihatten iyidir" gerçekten de öyledir. Ha bi de "büyük lokma yut büyük söz söyleme" vardır ki atasözlerinin en anlamlısı odur benim gözümde.




Bu kadar net konuşmamalı insan, evet net davranmalı davranışlarıyla, ama net konuşmamalı. Çünkü 'o yapmaz' dersin yapar, 'Ben düşmem' dersin düşersin.