17 Mayıs 2017 Çarşamba
Tahammülsüzüm
Yaklaşık 6 senedir, ama baskın olarak 1 senedir olmak istemediğim yerdeyim. Olmak istemediğim ülke, olmak istemediğim şehir. İletişim kurmak istemediğim ama zorunda olduğum insanlarla. Ve sürekli henüz hiç gitmediğim bir başka şehri özlüyorum. Buna Almancada Fernweh deniyor-muş, benim durumumu özetleyen kelime: Fernweh.
Her şeyin yeteri kadar gözüme battığı şu dönemlerde bir de üstüne saçma saçma insanlar ve iğrenç bir çevre biniyor.
Ben her gün yolda bok, geceden kalma kusan insanlar ve tükürük görmekten; çevremdeki inşaat atıkları yüzünden ayakkabıma kum dolmasından bunalmış bir haldeyim.
Sandaletlerime doluşan kum, ancak bir sahilde gıdıklamalıydı ayaklarımı.
Her gün bilimum bencil, kendine müslüman insanlarla aynı otobüse binmek, aynı yolu çekmek her gün biraz daha tahammül sınırlarımı düşürüyor; beni giderek tahammülsüz bir insana dönüştürüyor. Gerek yaşımdan gerek cinsiyetimden kaynaklı saygı görmeme halleri bu durumu iki-üç katına çıkarıyor. Ve insanlara ne kadar kibar davranırsam onlar bana bir o kadar kaba davranıyor; en azından bu km2'ler için bu durum böyle. Ben de bugünden itibaren kibar/hoşgörülü davranmama kararı aldım.
Bu zamanlardaki durumumu bu iki alıntı cümle gayet iyi özetliyor:
"Ziyaret etmek için güzel, terk etmek için daha güzel bir şehir."
"Sanki ben hariç herkes kafayı bulup çok eğlenmiş ama sonra herkes gelip benim evime kusmuş gibi hissediyorum."
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder