-Bu postun teması Ölüm'dür.. -Kaybedilenler anısına-
Fargo'nun 2.sezonunda bir adam, ölümünü beklerken dinlemişti şu şarkıyı: O Death.
"O, Death. Won't you spare me over 'til another year."
Bu şarkıyı dinlediğimde, dalga geçtiğimi sanardım ölümle. 20'li yaşların cahilliğinden olsa gerek. Yada bu zamana kadar pek kayıp yaşamamış olmamdandır belki. Ama gerek Dexter'ın 4.Sezon 12.Bölümü'nde, gerek bugün Chester Bennignton'ın ölümü ile yüzüme çarpılıp duruyor bu kavram. Kader bunu göreceksin ve alışacaksın dercesine gözüme sokuyor.
Bir daha dönmemek, bir daha görüşememek üzere gitmesi birinin. Konuşma ihtimalinizin olmaması hiç. Elinde kalan birkaç ses kaydı, birkaç fotoğraf; onla veya sadece onun olduğu.. Dokunabildiğin şey artık onun eli değil, fotoğraftaki bir görüntüsü sadece.
Belki hediye ettiği bir kitap; belki sana yazdığı bir şarkı, veya sana hediye ettiği..
Bir düşüş, yok oluş bu. Alışamadım ben bu'na.
Sen/ben -adına ne diyeceksen artık- normal hayatımızı yaşarken, zorluklarımızda boğuşurken, yada belki de birini sevindirirken biri/birileri hayatına son veriyor.
Güzel veya kötü bir gün geçiriyorsun, eve gidiyorsun ve birinin ölümünü öğreniyorsun. Hatta belki bi de bunu haber vermen gerekiyor diğerlerine..
Dexter'daki ölüm bir cinayetti. Kurguydu, ama bu bir gün gerçekleşmeyeceği anlamına gelmiyor işte. Ölüm, ölüm ya işte..
Chester ise bir intihar.
2 gün önce Rock'n Coke'u konuşuyoduk. Büyüyünce Rock'n Coke'a gideceğimin hayalini kuruyordum. Büyüdüm, Linkin Park'ın solistinin intiharını öğrendim.
Yani çok üzülerek In the end, it doesnt even matter..
Chester Bennington'ın arkasından kalan ona sosyal medyadan seslenmeye çalışan, onun göremeyeceğini bildiği halde ölümünü kabullenemeyen insanların son çırpınışları. Neden diye bağırasım geliyor benim ise. "NEDEN BUNU YAPTIN?!" desem bir cevap alacağım ya sanki..
Kısaca,
22 bana ölümü öğretiyor. Daha kötülerini görmemek temennisiyle..
B.