12 Ocak 2015 Pazartesi

Nöbetler

Bir günde içimizdeki yüzlerce kavgayı gün sonunda bir türlü susturamıyoruz dimi. Milyon, bin sayısalları abartı olur belki ama yüzlerce gelgiti nasıl halledicez. Bu kavganın sonunda -şayet sonlandırabiliyosak- bir somutkanlık kaplıyo ki yüzümüzü; kimse değmesin, dokunmasın bizlere o an. Çünkü dokunanı yakıyoruz sözlerimizle. Ağzımız birer mancınık oluyo adeta, içerisinde koca bir ateş topu barındıran..
Sonra bu somurtkanlık nöbetleri bitiyor, ağlama nöbetleri başlıyor bu kez. Yalnız başına, kimsenin duymadığı, kimsenin duymasını istemediğimiz nöbetler. Bazen evde yalnız olmayı bekleyip ağladığımız, bazen odamıza çekilip ev ahalisinden uzaklaştığımız. Bazen de toplu taşıma araçlarında dahi tutamadığımız gözyaşlarımız. Bu kez kaçamamışızdır insanlardan, aynı zamanda gözyaşımızdan.. Tek kaçışımız sessizleşerek olacaktır anca. Gözyaşlarımız yanaklarımızdan inerken zorluk çekmez bu kez, sessizlikle büzdüğümüzden dudaklarımızı. Rahata kavuşur mu ruhumuz bilmem ama..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder