21 Şubat 2015 Cumartesi

Baca Temizliği

12 Ocak‘tan beri post atmıyorum. Neden? Çünkü ağzımı açtığım an, kelimeler döküldüğü an “hiçbi şey değişmeyecek” diyorum içimden. Ya da okuyanlar “zaten biliyoruz bunu, farklı şeyler sun bize” desin istemiyorum. Farklılıkları, farkındalıkları ortaya koymak istiyorum. Ve susuyorum, bir süreliğine. Çünkü Freud’un tabiriyle kusmak lazım. Baca temizliği lazım.
İçimizi acıtan, bitmek bilmeyen gündem bir yana; bireysel yaşantılarımız bir yana savuruyor bizi. Mesela bi’kaç insan tipi var. Şu her ortamda gördüklerimiz. Muhakkak işi size bırakmamaya uğraşan, hatta ondan ziyade sizin bir şeyler gerçekleştirmenizde bir şekilde önünüze taş koyanlar.  Bu insanlar her yerde çıkar karşımıza. Ailede, lisansta, yüksek lisansta, iş sektöründe.. Listelemek istesek yetmez virgüller, kavramları ayırmaya.  Sözüm ona bu insanlar kendi taşlarıyla bir denizin dibinde olacaklar. Sözüm ona, dibi boylayacaklar. Ama bugün, ama yarın. Sadece baca temizliği gereğince değinmek istedim bu konuya. Bir sonraki paragrafla alakalı olamayışı bu sebeple yani. Hatta hiçbi paragraf birbiriyle alakalı değil ki diye düşünseniz de şaşırmam.
Kavgalarımız var, tartışmalarımız. Bitiremediğimiz, bitmeyen. Bitmicek de hani. Dışarıyla olan kavga bitti dicez, kendimizle kavgamız başlicak. Bir karar verirken yicez içimizi. Distopya olsun diye demiyorum bunları. Sadece, farkındalığı olan insanlar bunun bilincinde. Demek istemem sadece bundan.
Hani önceki postlarda bahsetmiştim ya. Şu içimizi yiyen kurt. Bitmicekler. Alışmak gerek -sadece söylerken kolay-, bitmicekler. Şimdi ben bu satırları yazıyorum ya; evimde, laptopumla. Yanımda öyle kahvem falan yok. Evet çok severim ama o klişe sahne gelmesin yani gözünüzün önüne. Yarım litrelik bir su. Şu sıra tükettiğim yegane sıvı. Şu sıra bi verimsizlik var. Çevrede, hobilerimde, düşüncelerimde. Paragrafların sözüm ona “alakası” bu sebeple. Bakalım ne kadar daha gidecek bu verimsizlik. Bu verimsizlikten sonra elbet bi kırılma noktası gelecek. Ama bakalım ne zaman.. Saygılar..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder